16 Temmuz
7-16-2008
Son birkaç gündür sürekli annemlere gitmek zorunda kalıyordum, bugün gitmedim hastayım biraz..Bu yakıcı sıcaklara rağmen üşütmüşüm. Duyan gülüyor, bu sıcaklarda hasta olmayı nasıl başardın diyerek..Evet, şaşılacak şey, ben nerede üşüttüm böyle.. Zaten benim neyim normal ki!
Evde olmanın tadını çıkaramıyorum, bütün gün hiçbir şey yapmadan yatma lüksüne sahip olmama rağmen..Her tarafım ağrıyor, sanki dünyanın tüm yükünü bir başıma ben sırtlamışcaşına yorgun hissediyorum kendimi..Doktora gitmeye üşeniyorum, adım atacak gücü bulamıyorum ayrıca kendimde..Evde olan soğuk algınlığı ilaçları ve ağrı kesicilerle iyi etmeye çalışıyorum kendimi..Öksürükten boğulacak gibi olmama, nefes almakta zorlanmama karşın , sigaradan vazgeçemiyorum bir türlü..Eski tadını alamasam da iki nefes çekmekten alıkoyamıyorum kendimi..Yılmaz Aybar’ın” Bir sigara içimi” şiiri geliyor aklıma ve yakıyorum bir sigara daha, şiiri kendi kendime mırıldanarak
İçimden neler geçer
Bir sigara içimi
Nice seneler geçer
Bir sigara içimi
Geçmişlere dalarım,
Göçmüşleri anarım,
Duman duman yanarım
Bir sigara içimi
Bel bağlamam bugüne,
O da benzer tütüne,
Döner çabucak küle
Bir sigara içimi.
Hayat bir hızlı çekim,
Resim üstüne resim
Kısa metrajlı filim,
Bir sigara içimi.
İçimden neler geçer,
Günler geceler geçer,
Nice seneler geçer
Bir sigara içimi.
Annemler ne yaptı acaba? Bu gün gidemedim ya aklım onlarda kaldı. Belki de gitmediğim iyi oldu, o yıkımı görmek içimde bir yerlerin acımasına sebep oluyordu.. Yıkılıyordu çocukluğumun geçtiği ev..Balyoz darbeleri indikçe eskimiş duvarlara, çocukluk anılarımın en güzelleri ve en acıları da yıkılıyor , molozlara karışıyordu bir bir.Onları moloz yığınlarının arasından çekip çıkarmak, yeni yapılacak olan evin duvarlarının en görünür yerlerine asmak istiyordum, oraya her gidişimde onları görebilmek için..
Bilmiyorum belki de gömüldükleri yerde kalmalılar, bir daha hiç çıkmamacasına..Belki de unutmam gerekiyor çocukluk yıllarımı tüm yaşadıklarımla.Geçmişi unutmanın tek yolu hatırlamamaksa eğer, hatırlanacak çok şey kalmayacak bu yıkımdan geriye.
Çocukluk anılarımın en güzel anlarını düşünüyorum.. Alınacakları ve gömülecekleri ayırmalı birbirinden, hepsini birden almak olmaz. En çok acıyan, en çok kanayan yanlarım, çocukluk anılarımın açtığı yaralardı her zaman. Kabuk bağlamadan, acısı dinmeden kanıyordu için için.
Neden bizi en çok kanatan, en sevdiklerimiz oluyor? Neden sevdiklerimizin açtığı yaralar bir gün kapansa da izi mutlaka kalıyor? Annem ve babam bunca yıldır bir kez olsun farkına varmış mıydı acaba bana yaptıklarının, beni ne denli acıtıp kanattıklarının??
Kızım kendine gel! Bari hastayken kendine bu acımasızlığı yapma!! Bunca yıl sordun bu soruları defalarca kendine, cevabını bulamayacağını bile bile üstelik. Affet artık seni üzenleri. Affet ki unutabilesin. Affet ki yoluna devam edesin. Onları affet sana yaptıkları için, onları affet seni üzdükleri için ve her şeyden önemlisi kendini affet yapamadıkların için.. Güzel anıların varsa al onları yanına, umudu da al, sakın unutma!! Beşikten mezara yaşanan acılar ve mutluluklar toplamı değil midir hayat? O halde toparla kendini bak hayattasın, yaşıyorsun, Şükret yaşadığına...
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır